lookjapan.COM - IRC ve mIRC dünyasının forumu!   online kpss kursu


  lookjapan.COM - IRC ve mIRC dünyasının forumu! IF - Genel ve Eğlence Kategorisi Genel İslamiyet


Like Tree1Teşekkürler;

Yeni Konu   Cevap Yaz

 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Ağustos 2015, 21:39   #71
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

71-NÛH

Mekke'de nâzil olmuştur; 28 (yirmisekiz) âyettir. Hz. Nuh'un ilâhî elçi olarak gönderilişi ve mücadeleleri anlatıldığından sûre bu ismi almıştır.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.

2."Ey kavmim dedi,ben sizin için açık bir uyarıcıyım"

3. "Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

4. "Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"

5. (Sonra Nuh Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;

6. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.

7. Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.

8. Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.

9. Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.

10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.

11. (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,

12. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.

13. Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?

14. Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.

15. Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!

16. Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.

17. Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.

18. Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.

19. "Allah,yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."

20. "Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz.(diye).

21. (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular.

22. Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!

23. Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeğûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!

24. (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!

25. Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.

26. Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!"

27. "Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)."

28. "Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır."





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:40   #72
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

72-el-CİNN

Mekke'de nâzil olmuştur: 28 (yirmisekiz) âyettir. Cinlerin Kur'an dinleyip hidayete geldikleri anlatıldığından, sûre bu ismi almıştır. Hz. Peygamber, amcası Ebu Talip ve eşi Hz. Hatice'yi kaybettikten sonra Tâif'e gitmiş, orada çirkin davranışlarla karşılaşmıştı. Bu sıralarda Kureyş müşrikleri de müslümanlara karşı düşmanlıklarını iyice arttırmış bulunuyorlardı. işte Tâif dönüşünde nâzil olarak Resûl-i Ekrem'e teselli veren bu sûre, yalnız insanların değil, cinlerin de Kur'an'a tâbi olduklarını bildiriyor, İslâm'ın muzafferiyetini müjdeliyordu.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik .

2. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.

3. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.

4. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş.

5. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık.

6. Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.

7. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.

8. Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

9. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.

10. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?

11. Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.

12. (Artık) şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.

13. Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.

14. İçimizde, (Allah'a) teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır.

15. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.

16. Şayet doğru yolda gitselerdi,onlara bol su verirdik.

17. Bu hususta kendilerini denememiz için , Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.

18. Mescidler şüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin).

19. Allah'ın kulu, O'na yalvarmaya (namaza) kalkınca, neredeyse onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

20. (Resûlüm!) De ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam.

21. De ki: Doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.

22. De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah'a karşı beni kimse himaye edemez, O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam.

23. (Benim yaptığım) ancak Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Artık kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.

24. Sonunda, tehdit edilip durduklarını (azabı, kıyameti) gördükleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az imiş, bileceklerdir.

25. De ki: Tehdit edilegeldiğiniz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.

26. O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz;

27. Ancak, (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar,

28. Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:40   #73
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

73-el-MÜZZEMMİL

Mekke'de nâzil olmuştur; 10, 11 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 20 (yirmi) âyettir. Sûre, adını, ilk âyetindeki "el-müzzemmil" kelimesinden almıştır. "Müzemmil" örtünüp bürünen demektir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)!

2. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.

3. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.

4. Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.

5. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.

6. Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.

7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.

8. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel.

9. O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın.

10. Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.

11. Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

12. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var.

13. Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.

14. O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.

15. Nasıl Firavun'a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.

16. Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.

17. Peki inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nasıl koruyabileceksiniz?

18. Gökyüzü bile onunla (o günün dehşetiyle) yarılacaktır. Allah'ın vâdi mutlaka yerine gelir.

19. İşte bu (anlatılanlar), şüphesiz bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar.

20. (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:41   #74
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

74-el-MÜDDESSİR

Mekke'de nâzil olmuştur; 56 (ellialtı) âyettir. Sûre, adını ilk âyetindeki "el-müddessir" kelimesinden almıştır. "Müddessir", örtüsüne bürünen, sarınan demektir. Hz. Peygamber'e hitap eden ilk âyet, Müzzemmil sûresinden önce nâzil olmuştur.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)!

2. Kalk, ve (insanları) uyar.

3. Sadece Rabbini büyük tanı.

4. Elbiseni tertemiz tut.

5. Kötü şeyleri terket.

6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

7. Rabbinin rızasına ermek için sabret.

8. O Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya,

9. İşte o gün zorlu bir gündür.

10. Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.

11. Tek olarak yarattığım, kimseyi bana bırak,

12. Kendisine geniş servet verdim,

13. Göz önünde duran oğullar (verdim),

14.Kendisine bir döşeyiş döşedim.

15. Üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.

16. Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.

17. Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!

18. Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

19. Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!

20. Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!

21. Sonra baktı.

22. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

23. En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.

24. "Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir."

25. Bu, insan sözünden başka bir şey değil."

26. Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.

27. Sen biliyor musun sekar nedir?

28. Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.

29. İnsanın derisini kavurur.

30. Üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır.

31. Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını atrttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?" desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.

32. Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,

33. Dönüp gitmekte olan geceye,

34. Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,

35. O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.

36. İnsanlık için, uyarıcıdır.

37. Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyarıcıdır) .

38. Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;

39. Ancak sağdakiler başka.

40. Onlar cennetler içinde sorarlar.

41. Günahkârların durumunu:

42. "Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye

43. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,

44. Yoksulu doyurmuyorduk,

45. (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,

46. Ceza gününü de yalan sayıyorduk,

47. Sonunda bize ölüm geldi çattı.

48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

49. Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar?

50. Kaçan yaban eşekleri gibi,

51. Âdeta arslandan ürkmüş.

52. Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilâhî vahiy) verilmesini istiyor.

53. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54. Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!

55. Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

56. Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:41   #75
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

75-el-KIYÂME

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 40 (kırk) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "el-kıyâme" kelimesinden almıştır.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Kıyamet gününe yemin ederim.

2. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).

3. İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?

4. Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

5. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.

6. "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.

7. İşte, göz kamaştığı,

8. Ay tutulduğu,

9. Güneşle ay biraraya getirildiği zaman!

10. O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir.

11. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!

12. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

13. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

14. Artık insan, kendi kendinin şahididir.

15. İsterse özürlerini sayıp döksün.

16. (Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

17. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.

18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.

19. Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir.

20. Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,

21. Ahireti bırakıyorsunuz.

22. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

23. Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir).

24. Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

25. Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir.

26. Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,

27. "Tedavi edebilecek kimdir?" denir.

28. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.

29. Ve bacak bacağa dolaşır.

30. İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.

31. İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.

32. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.

33. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.

34. Lâyıktır (o azap) sana, lâyık!

35. Evet, lâyıktır sana (o azap) lâyık!

36. İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!

37. O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?

38. Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.

39. Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.

40. Peki (bunları yapan) Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:42   #76
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

76-el-İNSÂN

Mekke'de veya Medine'de nâzil olduğuna dair rivayetler vardır; 31 (otuzbir) âyettir. Adını ilk âyetinde geçen "el-insân" kelimesinden almıştır. "Hel etâke", "ed-Dehr", "el-Ebrâr" ve "el-Emşâc" isimleri ile de anılır.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?

2. Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.

3. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.

4. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

5. İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.

6. (Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

7. O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

8. Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

9. "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz."

10. "Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O'nun azabına uğramaktan) korkarız" (derler).

11. İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.

12. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.

13. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

14. (Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.

15. Yanlarında gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır.

16. Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir.

17. Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.

18. (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir.

19. O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.

20. Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.

21. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

22. (Onlara şöyle denir Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

23. (Resûlüm!) Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik.

24. Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

25.Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.

26. Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.

27. Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.

28. Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerıni getiririz.

29. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Aırtık dileyen Rabbine bir yol tutar.

30. Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

31. O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:42   #77
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

77-el-MÜRSELÂT

Mekke'de inmiştir. 50 (elli) âyettir. "Gönderilenler" anlamına gelen "el-mürselât" kelimesi ile başladığı için sûre bu adı almıştır. Müfessirler, "gönderilenler"den maksadın, âlemin idaresi ile görevli bir kısım melekler veya rüzgârlar, yahut peygamberler, yahut da Kur'an âyetleri olabileceğini belirtmişlerdir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;

2. Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;

3. (Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;

4. (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;

5. Öğüt telkin edenlere;

6. (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.

7. Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!

8. Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

9. Gökkubbe yarıldığı zaman,

10. Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman ,

11. Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

12. (Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?

13. Ayırım gününe.

14. (Resûlüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!

15. O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

16. Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?

17. Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

18. İşte biz suçlulara böyle yaparız!

19. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

20. (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

21. İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.

22. Belli bir süreye kadar.

23. Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!

24. O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline!

25. Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

26. Dirilere ve ölülere .

27. Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..

28. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

29. (İnkârcılara o gün şöyle denilir yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!

30. Üç kola ayrılmış,bir gölgeğe gidin.

31. Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.

32. O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.

33. Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.

34. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

35. Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.

36. Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.

37. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

38. (O zaman şöyle denir Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.

39. (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!

40. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

41. Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,

42. Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.

43. (Kendilerine "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir).

44. İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.

45. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

46. (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!

47. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

48. Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:

49. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

50. Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:42   #78
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

78-en-NEBE

Meâric'den sonra inmiştir; ilk Mekkî sûrelerden olup 40 (kırk) âyettir. "Nebe' " haber demektir. Kıyamet haberlerini ihtiva ettiği için bu ad verilmiştir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Birbirlerine neyi soruyorlar?

2. O büyük haberden mi?

3. (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.

4. Hayır! Anlayacaklar!

5. Yine hayır! Onlar anlayacaklar!

6. Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?

7. Dağları da birer kazık .

8. Sizi çifter çifter yarattık.

9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık.

10. Geceyi bir örtü yaptık.

11. Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.

12. Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

13. (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.

15. Size tohumlar, bitkiler,yetiştirmek için

16. Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.

17. Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.

18. Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz.

19. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;

20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

21. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.

22. Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).

23. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar ,

24. Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,

25. Kaynar su ve irin (tadarlar).

26. Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.

27. Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

28. Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29. Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

30. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.

31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.

32. Bahçeler,bağlar,

33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

34. Ve içki dolu kâse(ler) .

35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.

36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.

37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

39. İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.

40. Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:43   #79
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

79-en-NÂZİ'ÂT

Nebe' sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 46 (kırkaltı) âyettir. Adını, "söküp çıkaranlar" manasına gelen "nâziât" kelimesinden alır. Ana fikir olarak kıyameti konu edinir. Cenab-ı Allah, sûrenin başında, kendilerini, ilk beş âyette belirtilen güç ve melekelerle donattığı varlıklara yemin etmektedir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Söküp çıkaranlara, andolsun;

2. Yavaşça çekenlere,

3. Yüzdükçe yüzenlere,

4. Yarıştıkça yarışanlara,

5. Derken iş düzenleyenlere .

6. Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,

7. Onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,

8. İşte o gün yürekler kaygıdan oynar,

9. Gözler yorgun düşer.

10. Diyorlar ki, "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz,

11. (Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

12. "O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur" dediler.

13. Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.

14. Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

15. (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?

16. Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:

17. Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.

18. De ki:Nasıl arınmağa gönlün var mı?

19. Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.

20. Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.

21. (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.

22. Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.

23. Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:

24. Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.

25. Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.

26. Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

27. Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,

28. Onu yükseltti, düzene koydu ,

29. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

30. Ondan sonra da yerküreyi döşedi,

31. Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,

32. Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

33. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere.

34. Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit,

35. İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,

36. Ve görene cehennem açık bir şekilde gösterilmiştir.

37. Artık kim azmışsa ,

38. Ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse,

39. Şüphesiz cehennem(onun için) tek barınaktır.

40. Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için,

41.Şüphesiz cennet(onun) yegâne barınağıdır.

42. Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)

43. Sen onu nereden bilip bildireceksin!

44. Onun nihaî ilmi yalnız Rabbine aittir.

45. Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.

46. Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Ağustos 2015, 21:43   #80
 
Vesaire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01 Ocak 1970
Bulunduğu yer: KaranLık
Mesajlar: 885
WEB Sitesi: ...
IRC Sunucusu: ...
İlgi Alanı: Yok
Alınan Beğeni: 313
Standart Cevap: Kuran'i kerim türkçe meali

80-ABESE
Mekke'de inmiştir, 42 (kırkiki) âyettir. Adını, "yüzünü ekşitti, buruşturdu" anlamına gelen ilk kelimesinden almıştır. Bu sûrenin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir: Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş'in ileri gelenlerine İslâm'ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve "Yâ Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret" der. O esnada Resûlullah (a. s.) cevap vermez. Çünkü Kureyş'in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah'ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir. Zira hiç kimse kendisini bu şekilde tenkit etmez.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. (Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü.

2. Âmânın kendisine gelmesinden ötürü

3. Belki o temizlenecek,

4. Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.

5. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,

6. Sen ona yöneliyorsun,

7. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.

8. Fakat koşarak sana gelen ,

9. Ve (Allah'tan) korkarak gelenle ,

10. Sen onunla ilgilenmiyorsun.

11. Hayır! Şüphesiz bunlar bir öğüttür,

12. Dileyen ondan (Kur'an'dan) öğüt alır,

13. O, değerli sahifelerdir,

14. Tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde,

15. Kâtiplerin ellerindedir ,

16. Değerli ve güvenilir katiplerin.

17. Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!

18. Allah onu neden yarattı?

19. Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.

20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

21. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.

22. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.

23. Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.

24. İnsan, yediğine bir baksın!

25. Yağmurlar yağdırdık,

26. Sonra toprağı göz göz yardık,

27. Bu suretle orada ekinler bitirdik,

28. Üzümler ,yoncalar ,

29. Zeytinlikler, hurmalıklar ,

30. İri ve sık ağaçlı bahçeler,

31. Meyveler ve çayırlar bitirdik.

32. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

34. İşte o gün kişi kardeşinden, kaçar.

35 . Annesinden, babasından,

36. Eşinden ve çocuklarından .

37. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

38. O gün bir takım yüzler parıl parıl,

39. Güler ve sevinir.

40. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş,

41. Hüzünden kapkara kesilmiştir.

42. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.





Ben yazdıkLarımdan; Siz anladıkLarınızdan sorumLusunuz..
 Vesaire isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı

Yeni Konu   Cevap Yaz

Etiketler
kerim, kurani, meali, türkçe


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkçe PHP Kaynakları Anti PHP 0 10 Ekim 2015 20:36
Kuran Ahlakından Uzak Yaşayan Toplumlar Nyks İslamiyet 0 25 Ağustos 2015 23:36
Kadir suresi Arapça okunuşu ve Türkçe meali (anlamı) Goemon İslamiyet 0 23 Şubat 2015 23:12
Maun Süresi Meali (türkçe anlamı) Kaf_Dağı İslamiyet 0 28 Ocak 2015 09:35
Kevser Süresi Meali (türkçe anlamı) Kaf_Dağı İslamiyet 0 28 Ocak 2015 09:34

web hosting web hosting
 buy vds
 vps buy  instagram  facebook  twitter  online arkadaş  Domain al  Domain Sat  Alan adı al  online kpss  online hemşirelik kpss kursu  online memurluk kpss kursu  online ags  online ders  online ales  online ön lisans kursu  online dgs kursu  online ön lisans kpss kursu  Satılık Alan adı 

Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.